​​​​​


AliRaifDinckok.png

2016, Türkiye’de ve dünyada önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl oldu. Siyasi ve politik pek çok gelişme dünya gündeminde yer bulurken, ekonomi tarafında yaşanan değişimler ise yılı önemli ölçüde etkiledi. 2016 yılı, özellikle Türkiye ekonomisi açısından büyük bir sınanma yılı oldu. Türk Lirası’nı negatif ayrıştıran yurtiçi kaynaklı 15 Temmuz kalkışma girişimi, kredi derecelendirme kuruluşlarının ülkemizin notunu düşürmesi ve yaşanan terör olayları gibi olumsuzluklara bir de yurtdışı kaynaklı ABD başkanlık seçimi ve FED faiz artırımı eklenince, 2016 yılında dolar karşısında en fazla değer kaybeden para birimlerinden biri Türk Lirası oldu.

2016 yılının dikkat çeken gelişmelerine baktığımızda en büyük küresel olayın Kasım ayında Trump’ın zaferi ile sonuçlanan ABD başkanlık seçimi olduğunu görüyoruz. Başkan Trump’ın seçim kampanyası sürecindeki vaatlerinin arkasından gitmesi durumunda ABD, dünya ekonomisinde kartların yeniden dağıtılmasına sebep olacaktır. Özellikle ABD’nin dünya ekonomisinin küreselleşmesi anlayışını rafa kaldırması ve iç büyümeye odaklanması, %1,9’luk büyüme oranını vergileri düşürerek ve yapı yatırımlarını artırarak daha da büyütmeye çalışması, ABD’de faizleri artıracak ve doların daha da yükselmesine neden olacaktır. Bu durum aynı zamanda, gelişmekte olan ülkelere gelmiş yatırımların tekrardan ABD’ye geri dönmesine yol açacaktır.

Öte yandan, 2015 yılının Aralık ayında 25 baz puan ile faiz artırımı adımlarına başlayan FED, 2016 yılı son toplantısında da 25 baz puanlık artışa gitmiş, 2017 yılı için hedeflediği iki artışı da üçe yükselterek tarafını belli etmiştir. Büyümeyi dış kaynakla finanse eden ve 2016’da zaten zor bir yıl geçiren gelişmekte olan ülkeler için bu süreç daha da zorlayıcı olacaktır.

Diğer bir taraftan 2015 yılındaki %6,9’luk büyüme oranı ile son 25 yılın en yavaş büyümesini gerçekleştiren Çin ekonomisi, 2016 yılında para ve maliye politikalarında düzenlemelere gitmiş, iç stokları ve finansal riskleri azaltmayı hedeflemiştir. Ancak 2016 yılında gerçekleştirdiği %6,7’lik büyüme ile geçen senenin de altında kalan Çin, buna rağmen 2016’da koyduğu büyüme hedefinin üzerine çıkmıştır.

2011 yılından beri ılımlı büyüyen fakat bölge ülkelerinin farklı vergi ve harcama yaklaşımlarından dolayı hala bazı ekonomik problemlerle uğraşan Avrupa Bölgesi ekonomisi ise 23 Haziran 2016’da İngiltere referandumunun Brexit ile sonuçlanması ile ciddi bir şok yaşamıştır. Öte yandan Avrupa’nın belli ülkelerinde yapılacak genel seçimler 2017 yılında etkili olacak ve 2017 Euro bölgesi açısından belirleyici bir yıl olacaktır.

Dünyada yaşanan bu gelişmelerin yanı sıra, 2015 yılında yaşadığı sert düşüş ile son 11 yılın en düşük seviyesine inen Brent petrolün varil fiyatı ise OPEC ve OPEC dışı ülkelerin üretim kesintisine gitmesi ile tekrar yükselişe geçmiş ve petrol %50’ye yakın artış ile yılın en çok yükselen emtialarından biri olmuştur. 2015 yılında düşük petrol fiyatından dolayı beklentilerin üzerinde büyüyen petrol ithalatçısı ülkeler, 2016 yılında petrol fiyatlarında yaşanan bu yükseliş trendi ile bu kez de büyüme beklentilerinin altında kalmışlardır.

Bir önceki sene gerçekleşen düşük petrol fiyatları ile cari açığını önemli ölçüde azaltan ve son 5 yılın en düşük seviyesine çeken Türkiye, 2016 yılında hem yükselen petrol fiyatlarından hem de iç belirsizliklerden etkilenen turizmde yaşanan büyük düşüş sebebiyle öngörülen cari açık seviyesini tutturamamış, 2016 yılında açıklanan 32,6 milyar dolar seviyesindeki cari açıkla geçen senenin üzerine çıkmıştır. 2016 yılında Borsa İstanbul’da en fazla değer kaybeden hisselerin ulaştırma ve hizmet sektöründe olması da Türkiye ekonomisinin can damarlarından biri olan turizmdeki düşüşü ve bu düşüşün cari açık üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Bu kadar iç ve dış belirsizliğe rağmen Türkiye ekonomisi 2016 yılında yine de %2,9’luk bir oranla büyümüştür ve bu büyüme oranında artan net ihracat rakamları önemli ölçüde etkili olmuştur. İhracatının büyük kısmını yine AB’ye yapan Türkiye, 2016 yılı içinde İran ile ticari ilişkilerini geliştirmiş ve İran’la olan ticaret hacmini geçen seneye oranla %40’ın üzerine çıkarmıştır. Net ihracat rakamlarındaki artışta otomotiv, hazır giyim ve kimya sektörleri başı çekmektedir.

Akkök Holding olarak, özellikle kimya sektöründe 2016 yılında ülkemizin ihracatına katkıda bulunduğumuz ve belli ürünleri Türkiye sınırları içerisinde üretip iç pazara ulaştırarak, kimya sektöründeki ithalatı azalttığımız için büyük bir memnuniyet ve gurur duyuyoruz. 2016 yılında gerçekleştirdiğimiz 704 milyon TL yatırım ve 1.1 milyar TL ihracat rakamı ile şeffaflık, dürüstlük, sosyal sorumluluk, sürdürülebilirlik ve çevre bilinci ilkelerimizden ödün vermeden ülke ekonomisine ve istihdamına katkı sağladık. 2017 yılında da aynı değerlere sadık kalarak, yatırımlarımıza hız kesmeden devam edeceğiz.

Ana iş kollarımız olan kimya, enerji ve gayrimenkul sektörlerinde ülkemiz ve paydaşlarımız için katma değer yaratma hedefi doğrultusunda büyümemize katkısı olan ve Akkök ismini geleceğe taşıyan tüm değerli çalışanlarımıza, yöneticilerimize ve bize güvenen tüm paydaşlarımıza teşekkür ederim.

Saygılarımla
Ali Raif DİNÇKÖK
Yönetim Kurulu Başkanı